YENİLGİ


I

Yenildim,
Yenilendim.


Ama

direndim.
Yemin billah direndim.


II

Ben severim
Seni.

Severim bebekleri.
Ağaç dalları gibi
-hüzünlü.
Kalın kaşlı kadınları.
Severim.
Ben
Seni sevdiğim kadar severim yenilmeyi.

III

Hayır, desem
Yok yok hayır diyemem.


Sevmeni istesem
-ben küstah biriyim.
Sevemezsin ki bilirim.

Olsun olsun olsun
Defalarca olsun.
Bu şekilde olsun, mutlu isen.


IV

Bilmezsin ey çocuk,
Bilmeden seversin.
Bide büyüdüm dersin
Güldürme beni be çocuk.


Neyi bilmem, dersin.
Martıları mesela
Bilmezsin.

V


Daha bugün gördüm, seni.
Bugün ya bugün.

Bu gün.

Ve yine tekrar ediyorum,
Bugün, yeniden sevdim.

Seni
İlk sevdiğim günkü gibi.





Insan hayatının öyle dönemleri vardır ki, tekrarı olmayan. Yeniden doğsa da yaşayamayacağı anları, anıları vardır.
Öğrendim.

Ben şimdi gençliğimin acıyla tanıştığı yaşlarındayım. Yani keşkeler ve belkiler. Bide halen sahip olduğum büsbüyük umutlar. Inandığım ve bu doğrultuda yaşadığım bir hayata sahibim. Aitlik duygusunun ne olduğunu iyi bilirim. Bu yüzden sahiplik ekine önem veririm. Kocaman kocaman korkularım var benim. Ölüm gibi ölümüm gibi. Yaşlanıp da yumuşayan ellerimin çürüdüğünü görmek istemem. Yaşlılıkta hissedilen o, "ölüme yakınlık duygusu"nu hissetmekte istemem. Çünkü bence gençken ölmeli insan. Dipdiri ve edeplice gitmeli gideceği yere. Işte ben de böyle böyle ölümü yadırgamamayı öğrendim. "Bari" dedim, "ölüm bize gelmeden biz ona gidelim."
Olmadı.

Tahmin edersiniz, ikinci bir şans. Bu çok az insana verilir;
-Daha zamanı değil, senin için daha güzel bir ölüm düşünüyorum.
+Anlıyorum.

Şimdi öğrendim, belki alelâde yaşıyoruz hatta daha ileri gidecek olursam belki de kan soluyoruz. Ama havada kalmıyor hiçbir kar tanesi. Ne kadar az yaşarsak o kadar iyi diyorlar, yanlış. Ne kadar dürüst yaşarsak o kadar iyi. Yani söylemek istediğim kimse kozasını örmeyi tamamlamamışken, çıkamıyor aydınlıklara. Bu yüzden rüyalarım ve umutlarım. Sahip olduklarım bunlardan ibaret. Bu kimine göre eksik yaşamak. Kimine göre saçma ve abartı. Bana göreyse tam orta karar! Yeterli.

Yine de biliyorum kısalacak rüyalarım, umudum azalacak. Ve -artık- biliyorum, ölüm var. Ama bodrum katlarında sessiz bir ölüm olmayacak benimkisi. Taptaze, sıcacık bir ölüm olacak. 

Ölüm yakışır yüzüme.



Ey güzel yüzlü dost,
Merhaba!
Ben bugün sahip olamadıklarımı bir kenara bırakıp sahip olduklarımı koydum masanın üstüne. Ve anladım ki bazı insanlar ne kadar geç yetişmişse hayatıma, o kadar yakın oluyorlar bana. Seni yazmak istedim çünkü lolipop gibi bir kızsın, çikolatalı kurabiye gibi kokuyorsun. Seni yazmazsam haksızlık etmiş olurdum. Adil biriyim, bilirsin.
Sen
Harika bir baharın ilk çiçeği gibisin.

Ve dostluk. 

Ben bu konunun temsil ettiği ayrıcalığın farkındayım. Peki sen hayatımda nasıl büyük bir makamdasın, farkında mısın?
Sanki sürekli çantamda taşıdığım o ayna gibisin. Ne zaman konuşsan kendimi görüyorum. Sen eli yüzü kapkara mavi kanatlı bir cingenesin. Bense bir Iphone 4S değilim. :)
İnsan yaşadıkça anlıyor, her şeyden önce dostluk geliyor. Sen gibi sarılıp uyumalık bir dost varken, ben gibiler pek yalnız kalmaz.

Şimdi gidip dünyaya geliş sebebimi bulacağım.
Sana yeniden ve daha çok yazmak isterim.


http://fizy.com/#s/3wkyby

En samimi öpüşlerimle. 
Hoşça kal.

Bağırsaklarıma kazınmış senin sevgin..



"Sev-de"din sevdim.
Öyle bir şey işte.
Büyük bir şey.
Şey..
Büyük bir sevgi.
Büyük bir muhtaçlık.
Büyük bir dost.

...

http://fizy.com/#s/160fol

Tertemiz ellerini uzattığında gökyüzüne,
Sırılsıklam yağmurlar yağar bu şehre.
Ve saçların ıslandığı zaman son teline kadar, 
Artık yağmurlar benim için yağar.

Farkında mısın?

Eğer sen kaparsan toprak rengi gözlerini,
Bir çocuk ölür görmeden baba şefkatini.
Sevdiğin zaman sen yeniden birini,
Yazamaz olur hiçbir şair ikinci şiiri.

Hissediyor musun?

Ellerini tuttuğun her kadın için bir kelebek ölür,
Ve kalbini açtığın her kadın için bir deniz yıldızı çürür.

Biliyor musun?

Çizgiler üstünde yürümeyi bildiğinden,
Aşksız kalmazsın sen.
Severken de sevilirsin,
Ağlarken de.
Giderken de özlenirsin,
Ölürken de. 

Ben biliyorum,
Sen de ağlardın.
Şimdi parmaklarını birbirine kenetle ve uyu. 

Sen göçmen adam,
Ellerine iyi bak.



Korkularının bir faydası yok, bana sadece sadakatini sun, dedi kadın. 
Ve adam ona ellerini verdi.
İri, uzun parmaklarını sevdi kadın.
Onu sevdiği kadar sevdi parmaklarını.
Avucunun içindeki çizgilerde kayboldu sonra kadın.
Kayboldu gitti.
Adam da avucunun içi kadar sevdi kadını...